TCMB, eylül toplantısında politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. Faiz koridorunda da değişikliğe gidilmezken gecelik borç verme faizi yüzde 40, gecelik borçlanma faizi ise yüzde 35,5 seviyesinde korundu. Karar metninin, faiz indirimi döngüsüne yeniden başlamak için acele edilmeyeceğine işaret ederken dezenflasyon sürecindeki iyileşmenin yakından izlendiğini gösterdiği değerlendirildi.
Analizde, TCMB’nin enflasyonun ana eğilimindeki gerilemeye ve iç talepteki zayıflamaya yaptığı vurgunun mevcut para politikası sıkılığının çalıştığına işaret ettiği belirtildi. Bununla birlikte enerji fiyatları kaynaklı riskler nedeniyle ihtiyatlı duruştan taviz verilmediği, sonraki toplantılar için faiz indirimi olasılığının ise tamamen kapanmadığı ifade edildi.
Trive Yatırım tarafından yapılan analizde, TCMB’nin dezenflasyon dinamikleri ile dışsal maliyet baskıları arasında belirgin bir ayrım yaptığı kaydedildi. Son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergelerin enflasyonun ana eğiliminde gerilemeye işaret ettiği belirtilirken, talep kaynaklı fiyat baskılarının zayıfladığı ve para politikasının aktarım mekanizmasının çalışmaya devam ettiği değerlendirildi.
Enerji fiyatlarının en önemli risk unsuru olarak öne çıktığı analizde, jeopolitik gelişmelerin enerji maliyetlerini yüksek tutmasının yalnızca doğrudan enerji maliyetleri üzerinden değil, üretim, ulaştırma ve lojistik maliyetleri aracılığıyla da fiyatlama davranışlarına yansıyabileceği ifade edildi. İç talepteki zayıflamanın enerji şokunun fiyatlara geçişini şimdilik sınırladığı, ancak enerji fiyatlarının yüksek seviyelerde kalıcı hale gelmesinin dezenflasyon patikasını bozabileceği ve faiz indirimlerinin yeniden başlamasını geciktirebileceği kaydedildi.
Analizde, TCMB’nin kararının temkinli bekleme döneminin devamına işaret ettiği belirtildi. TCMB’nin enflasyonun ana eğilimindeki iyileşmeyi kabul ettiği ancak bunu faiz indirimini hemen gerektirecek kadar güçlü bir sinyal olarak değerlendirmediği ifade edildi. Bundan sonraki kararların enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilim ve beklentiler doğrultusunda toplantı bazında alınacağı, görünümde belirgin ve kalıcı bir bozulma yaşanması halinde yeniden sıkılaştırmaya gidilebileceği aktarıldı.
Önümüzdeki dönemde faiz patikasını iç talepteki soğuma, enflasyonun ana eğilimi, enerji fiyatları ve jeopolitik riskler belirleyecek. İç talepteki zayıflama ve ana enflasyondaki gerileme faiz indirimleri için alan yaratırken, enerji fiyatları ve jeopolitik risklerin oluşturacağı maliyet baskısı bu alanın ne ölçüde kullanılabileceğini belirleyecek.
Analizde, petrol fiyatlarındaki yükselişin devam etmesinin yıl içinde toplam 200 baz puanlık faiz indirimi beklentilerinin törpülenmesine neden olabileceği belirtildi. TCMB kararının piyasa etkisinin ise faizlerde değişiklik yapılmayacağı beklentisi ve karar metnindeki dengeli ifadeler nedeniyle sınırlı kaldığı değerlendirildi.
Önümüzdeki dönemde enflasyon verileri kadar küresel ölçekte enerji maliyetlerinin seyrinin de TCMB’nin faiz indirimi beklentileri üzerinde etkili olacağını belirtildi. Mevcut şartların yıl sonuna kadar değişmemesi halinde ise TCMB’nin faiz indirimine yönelik alanının bulunmadığı öngörüldü.
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 Doğadan Haber Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.